#17 Teşekkürler Notu

Hani şu aldığım ve kullanmaya kıyamadığım kart seti vardı ya, işte onu kullanacak güzel bir amaç buldum; teşekkürleri iletmek! Teşekkür edeceğim çok kişi var hayatımda; ailem, erkek arkadaşım, arkadaşlarım… Ama ben bu fırsatı iş arkadaşlarımla değerlendirmek istedim.

İş çoğunlukla günün stresli, yoğun ve sıkıcı bir kısmıdır ve bitmesi için dakikalar saatler sayarız. Bu saatleri çekilir kılan ise yanınızda olduğunu bildiğiniz ve güldüğünüz insanlardır. Ve tabi ki o insanlardan ayrılmak en zorudur. Benim işimde “ayrılmak” her zaman işten çıkma olarak değerlendirilemez. Biz 2. sınıf zümresiydik ve seneye büyük ihtimal ayrı zümrelerin insanları olacağız ; kimimiz bir, kimimiz dört, kimimiz ise üç… Geçirdiğimiz, paylaştığımız , kızdığımız tüm ortak zamanlara bir anı bir teşekkür bırakmak doğru geldi. Bende -evet internetten yardım alarak- küçük bir not yazıp, yaza girdiğimiz için minik deniz kabukları olan bilekliklerle teşekkürlerimi sundum. Evet, duygusal anlar yaşandı!

#13 İnci

Zarafet denildiğinde akla gelecek şeylerden biri de inci. Gerçeği var, sahtesi var -benimki sahte tabi ki- uzunu var, kısası var, kolyesi var küpesi var hatta bu aralar tokaları her yerde… ne olursa olsun risksiz sade ve şık bir görünümün mimarı. Bende olan inci, ta Maltepe parkta Claire’s varken ve kapanırken ablamın kendine ve bana aldığı kolye. O zamanlar hiç takmamıştım. Şimdide chocker gibi ikiye dolayarak kullanıyorum.

İncilerimizi takıp bir görevi daha bitirmiş olduk. Sevgiler.

#8 Kravat Bağla

Kravat bağlama gereği Quite Continental‘da okuyana kadar yoktu ve tabi ki nasıl bağlandığını da bilmiyordum. Çokta hayatımda olması gereken bir beceri gibi de gelmedi -Tolga gömlek dahi giymiyor, babam yaşlandıktan sonra kravatı bıraktı ve ben de bir kadınım. Ama bu listeyi tamamlayacağıma ant içtiğim için öğrenmek farz oldu.

Öncelikle hiç kolay bir iş değilmiş. Youtube’da ki bilumum
kravat bağlama videolarını izlememe rağmen istediğim windsorbağını elde edemedim. El yetim hiç bu tür işlere çalışmıyor. Neyse benzer bir şey çıkarabildim.

Fotoğraf çekmek için takınca da aslında bende hiçte fena durmadığına kanaat getirdim. Bir an önce tekrar kadın giyiminde popüler bir parça olmalı ki kendimi 16 yaşındaki Avril Lavigne gibi hisetmeden rahatça giyebileyim.

Sevgiler.

#9 Harekete Geç!

Madem girdik bu düğün işlerine eh ister istemez kilo verip “evlendiğimde belim şu kadarcıktı” diyebilmeliyim. Her ne kadar spor benim için ter, ağrı, gözyaşı üçleminde olsa da biraz diyetle de 1 ayda 4 kilo verdim. Tabi iş çıkışlarında eve gitmek varken spora gitmek, hamburger yemek varken salata yemek pek eğlenceli değildi. Ama istediğim kiloya 3 kalmışken bırakmaya niyetim yok.

Aslında en zoru başlamak. Ama kendinizi yeni activewear giysilerle motive edebilirsiniz. Desen, desen renk, renk taytlar, spor sutyenler veya yeni bir spor ayakkabı alabilirsiniz. Ben kolsuz bir üste ihtiyaç duyduğumdan onunla başladım. Daha sonra bir spor salonuna üye oldum. Gerekli mi? Kabul edelim para verince en azından bir israf olmasın düşüncesi yerleşiyor. Ben aylık üyelik seçeneği olduğundan ve nispeten evime yakın olduğu için Macfit’i seçtim. Peki sıkılmamak için ne yapmalı? sevdiğin şeyi bulmak önemli eğer bulamazsan -benim gibi- her gün yeni bir alette hünerlerini gösterebilirsin. Erkek arkadaşım fitness eğitmeni olduğu için kendimi sakatlamadan başardım, fakat siz yinede bir bilene önceden sorun nasıl kullanıldığını. Sonrası gitsin kaloriler, gelsin sağlıklı yaşam!

#14 Kendini Sev!

Hayatında biri olsun veya olmasın ilk önce kendini seveceksin, kendine yeteceksin. Söylemesi kolay fakat sevmesi süre alıyor. Kendini kabul etmek, dinlemek gerek. Hepimiz yalnızlıktan ölümüne kaçarken bu çok da kolay değil. O yüzden bende bu 14 şubatı sevgiliyi değil kendimi severek kutladım – yoksa erkek arkadaşımın bir plan yapmamasıyla hiç alakası yok.

9-5 çalışmak + trafikten arta kalan küçük zaman dilimini kahvemi, kitabımı ve beni gaza getirecek bir makale ile kutladım. Siz yok insan içine çıkamadan duramam ne yapacağım kendimle derseniz Tarkovski’nin öğütlerine bir göz atın derim.

Sevgililer Gününüz Kutlu Olsun!

İlk Adım: Yatta Evlilik Teklifi

Evet Quite Continental listesine ara verip, biraz daha kişisel bir alana gireceğim. Nasıl olsa kendi en “iyi” yılımı arşivlemiyor muyum ? Girdik bir sürece onu da yazayım bari. Önce dürüst davranayım bu teklif 2018 aralığında (günü hatırlamıyorum) oldu. Tekniken 2019 bloğunda olmamalı ama görmezden gelin lütfen.

Gelelim bu özel güne. Biz 3 yıldır birlikteyiz ve evlilik ilerde olur dediğimiz bir durumdu. Çünkü daha çok vardı, askerlik vardı mesela sonra para biriktirecektik. Ben daha gençtim – 25 (genç bir yaş di mi? di mi?). Biz böyle düşünürken bedelli çıktı Nisana. Ee o askerlik belli olunca ister istemez bir birimize baktık. Nacağız? hafiften bu işlere girişmek mi lazım? Askerden dönünce düğün hazırlığı yapsak? Bunları konuşurken, ben sana evlenme teklifi edeyim gitmeden önce dedi. Olabilir dedim -heyecan ve sürpriz sever bir çift olduğumuzu hemen anlamışsınızdır. Aklımda iki soru vardı nerede edecek ve nasıl bir yüzük alacak.

Yüzük konusu nispeten kolaydı. Gidilen her avmde kuyumcu vitrinine yapışıp sol üst, şağ alt gösterdim nasıl bir şey istediğimi. Basit bir pırlanta bagetti istediğim onun içinde zor olmadı. Gelelim yere… Önce açık açık sordum nasıl bir yerde teklif etmek istiyorsun diye. Sürpriz dedi ki bu hiç düşünmediğini saklama biçimiydi. Yeteri kadar düşündükten sonra “Güzel bir restoranda ederim herhalde” dedi. Aklımdan 3 yıl boyunca gittiğimiz restoranları ve Tolganın “güzel” restoran algısını geçirdim. Sonuç hüsrandı.”Ben utanırım kesin, herkes bize bakacak” dedim sonunda – yalanda değil. Bundan sonraki süreçte Tolgaya nasıl bir şeyden hoşlanacağımı ima ederek açık açık söyleyerek bir algı operasyonuna giriştim. Mesela helikopterde olurdu, sonra bir video yapılabilirdi, Kapadokya’da balonda edilebilirdi veya lazerle boğaza ‘benimle evlenir misin?’ yazılmadığı sürece – bana feci gebze-harem vibe‘ı veriyordu- yatta iyi fikirdi. Görüldüğü üzere helikopter pahalı bulunmuş, videoya üşenilmiş, Kapodokya için işten izin alınamamış ve yatta karar kılınmış.

Evet çok sürprizli olmasa bile teklifim çok güzeldi – tabi ki şaşırma oranım pek düşüktü. Benim ki kışın olduğu için yat kapatılmıştı ve içi birazda yılbaşına özgü süslenmişti (küçük yılbaşı ağacı, melek bibloları) ki ben bayıldım -Kırmızılar ve kalpler en korktuğum süsleme biçimidir. Ağzından ne çıktı ederken hiç hatırlamıyorum. Video da da city of stars müziğinden pek bir şey duyulmuyordu. Ama benim cevabım 32 diş gülerken kafa sallamalı bir evetti. Daha sonra limana yaklaşınca yatın dışında fotoğraflarımızı çektiler. Düğün ve nişanda en çok zorlanacağımız noktayı o an anladım: poz verme. Yok ikimizde de o yetenek. En sonunda fotoğrafçı çekme mi istediğiniz başka pozlar var mı diye sordu, bizde birbirimize sarılıp verelim dedik ki şu aşağıya dalga geçmek için bırakıyorum. Ayrıca bir erkeğin beni okuyacağını sanmıyorum ama yat firmasının ismini de vereyim; Deryacthing.

Sevgiler.

#1 Pasaport Çıkart!

İlk pasaportumu bundan 4 sene önce 6 aylığına Erasmus’la ispanyaya giden arkadaşımı görmeye çıkarmıştım. Gittim, gezdim ve gördüm. Pasaport 6 aylık olunca da süre aşımına çabucak uğradı. Bundan sonrası biraz tavuk – yumurta hikayesi.Yurt dışına çıkmak istemediğim için mi pasaport almadım, yoksa pasaportum olmadığından mı yurt dışına çıkmadım bilmiyorum ama ikinci seçeneğe daha yakınım. Ha pasaportu aldığım gibi bu yaz için bir yurt dışı tatili planlamış değilim ama yine de bir 10 yıllık çıkardım ki, herhangi küçük bir istek kıpırtısında hazır olayım -10 yıl içersin de illa gelir o kıpırtı.

Öncelikle randevu bulmama olasılığına karşı biraz erkenci davranmak lazım. Eğer randevu almayı başardıysanız biyometrik fotoğrafınızı ve varsa eski pasaportunuzu kapıp işlemlere başlıyorsunuz. Ayrıca pasaport harcını ve defter bedelini İnternet üzerinden ödeyebilir, bankada sıra beklemekten – ya da banka çalışma saatlerine bağlı kalmaktan- kurtula bilirsiniz. Pasaportum geldikten sonra ona güzel bir pasaport kılıfı alayım dedim. Çok elzem bir ihtiyaç olmadığından sanırım çok fazla ürün bulamadım İnternette. Ee mağazalar da pek tatil havasında değildi. Ama yinede şöyle kendi tarzıma uygun bir tane aldım. Chapters‘ın sitesinde adınızın harflerini işleme seçeneği de olan pasaport kılıfları mevcut. Ben siyah bir tane aldım ve tabi ki H.B. işlettim. Biraz kişileştirmek güzel şey.

#4 Kırmızı Dudaklar

Ben hazırlık okurken 40’lar , 50’ler çok popülerdi; kapkara özenle kıvrılmış saçlar, bembeyaz ten, kırmızı dudaklar… ve ben bu kadın olabileceğimi düşündüm. Tenim bembeyaz sayılmazdı, sonra saçımı o kadar özenle kıvıramayacak kadar üşengeçtim ama yine de tek eksiğim kırmızı ruj sanıyordum. Kırmızı ruju sürdüm mü voila tam bir eski Holywood starı olacağıma inancım boldu. Ablam bu serzenişimi duyup bana MAC’ten hediye olarak Russian Red aldı ki benim için kırmızı günler başladı. Her yere kırmızı ruj ile gider oldum. Okula, arkadaşlarımla dışarıya, bazen evde tek başıma… Sonra bir gün bir arkadaşım okul tuvaletinde nude ruju dudaklarına sürünce fark ettim ki renksiz dudakların içinde palyaçodan farkım yok. O günden sonra elime almaz oldum, sonrada bir yerde kaybettim gitti.

Quite Continental‘in listesini bir ödev gibi benimsediğimde kırmızı ruj almak farz oldu. Ben de nostaljiye gidip eski günlerimi yad ederek Russian Red aldım bir farkla; mini boy. Evet, artık bende bir nude lips kızıyım ve biliyorum ki bir kaç özel günde siyah giymiş isem dudaklarıma şöyle bir süreceğim onun haricinde bir yerlerde tozlanacak. Ee o zaman niye daha küçük ve ucuz versiyonunu almayayım ki? Ayrıca şöyle çok kullanmayacağım ama almadan da edemeyeceğim rujları hep mini almaya karar verdim, hem çokta yer kaplamazlar.

#3 Kişileştirilmiş Notlar

Yazısı çirkin biri olarak en benlik olmayan adım bu kişileştirilmiş zarfları edinmekti. Küçükken kaç tane cicili bicili deftercik almıştım da yazım lekeleyecek diye yazmamıştım. Aynı şeyin bu kartlara olmamasını ummuyorum -ki daha bir tane bile kullanmadım. Aslında mantık çok asil; kendi harflerin ile süslenmiş bir kartı başkasına taktim ediyorsun. Lakin başkasına yazacak asilce bir şey aklıma gelmiyor daha.Ayrıca kargacık burgacık yazımda beni korkutmuyor değil hani.

Aslında aklımda daha “kişileştirilmiş” bir kart seti vardı. Pine and Mine ürünleri çok çeşitli idi fakat açıkçası kartları çok kullanmayacağımı içten içe bildiğim için 300-400 liralara çıkmak istemedim. O yüzden az sayıda 8 tanecik, tuzlu -108 tl- H yazan Rifle Paper kart setini alıverdim. Umarım bir gün güzel bir iki laf karalayıp taktim edebilirim.

#2 Siyah Küçük Bir Elbise Edin!

Her gardıropta olmazsa olmaz, hayat kurtaran siyah küçük elbise, basit görünümünün aksine iyisini bulmanın zor olduğu bir ürün. Aslında gardırobumda siyah türevi elbise yok değil fakat şöyle arkamı yaslayacağım içinde profesyonel duracağım bir siyah elbise açıkçası yoktu. Şöyle hem veli toplantısına, hem bir yemeğe giymelik şık bir tane ağustosta okullar başlamadan edindim.Öncelikle ben aradığım zaman çeşitli mağazalarda ya siyah elbise denen bir şeye rastlayamadım ya da çok komik rakamlardaydı hiç ilişmedim. O yüzden rotamı gelince hayal kırıklığına uğrama olasılığını göze alarak İnternete çevirdim.

Brandroom sitesinden açıkçası bir Trendyol kadar alışveriş yapmışlığım var, bir ürünü geri yollamışlığım yok -buraya bir tahta sesi-.Ee doğal olarak bende siteye şöyle bir bakınca Karen Millen elbisesinin tam aradığım kriterde olduğunu fark ettim. Profesyonel ve şık. Önce fiyatının biraz düşmesini bekledim ki Brandroom genelde ayda en az 2 kere %40 indirim yaptığı için bu bekleyiş çok olmadı. Bu arada siteden alışveriş yaparken ürün detaylarını okumadan geçmeyin. Elbise ile ilgili detayda markanın ürünlerinin kalıbının dar olduğunu bu yüzden bir beden büyük alınmasını tavsiye ediyorlardı. Ben de 38 beden olarak 40 bedenini aldım ve tam oldu.